You are on page 1of 3

Kültür

Fatih ÇINAR

MÜRŞÎDİ AŞK OLAN BİR VELÎ:


SEYYİD MÎR

HAMZA NİGÂRÎ
İ. Hüseyin BARTIK

42 Ocak 2009
A
tek hecelik şekli.
şk… Ne denli gizemli bir ke-
lime ki nice insanları sarhoş
eden, kendinden geçiren, vus-
lata erdiren sırlarla dolu hâlin dil ile ifade edilmiş
ce saygı duyduğu bu hanımın adına “Nigârnâme”
isimli eserini kaleme alır.6

İyi bir eğitim sürecinden geçen Nigârî, Türk-


çe, Arapça ve Farsçaya o dillerde şiir yazabilecek
kadar hâkim birisi olmuştur.7 İlmî donanımı-
‘Dağa düşer kül eyler/ Gönüllere yol eyler/ nın ardından Nigârî, içerisinde yanan aşk ateşi-
Sultanları kul eyler/ Hikmetli nesnedir aşk,’ di- ni vuslat ile neticelendirecek bir mürşîd-i kâmil
yen Yunus Emre(ö.1320)1 ve ‘Aşk ile gel âşık ol/ aramaya koyulmuş, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’ye
Umman gibi taşıp dol/ Allah diyen olur kul/ Al- intisap için Harput’a gelmiş ama onun ve-
lah diyelim ya Hû’ diyerek aşkı tarif etmeye çalı- fat ettiği haberini öğrenince manevî bir işaret-
şan Mustafa Takî Efendi (ö.1925)2 hep bu gerçe- le Bağdâdî’nin halîfesi İsmâil Şirvânî(ö.1848)’ye
ğin altını çizmişlerdir.3 intisap için Sivas’a gitmiştir.8 Mürşîdi ile birlik-
te Sivas’ta dokuz yıl kalan Nigârî, manevî alan-
Velîlerin vuslatlarına sebep olan en önemli et- da ilerleme kaydedebilmek için önce Konya’ya/
men aşktır. Aşk çağlayanı Mevlânâ (ö.1273), âşık Mevlânâ Dergâhı’na gitmiş ve burada bir erbaîn
Yunus Emre, Hacı Bayram Velî (ö.1430), Akşem- çıkarmıştır.9 Ardından hac görevini ifa için
seddin, Şems-i Sivâsî (ö.1597), İhramcızâde İs- Mekke’ye oradan da Medine’ye yönelmiş ve bu-
mail Hakkı Toprak (ö.1969) ve Osman Hulûsî rada da bir erbaîn çıkarmıştır. Hemen akabin-
Efendi (ö.1991) onlardan sadece birkaç tanesi- de halîfe olarak tayin edildiği memleketine
dir. Elbette aşkın rehberliğinde vuslatı tadan gö- gitmiş, memleketinden Rus işgâli üzerine ay-
nül sultanlarını bu isimlerle sınırlamamız müm- rılmak zorunda kalmış ve Erzurum’un Bakırlar
kün değildir. Vuslata ermenin şartı olarak aşkı Mahallesi’nde yaklaşık üç yıl ikâmet ederek ta-
gören nice maneviyât önderlerinden bir tanesi lebe yetiştirmiştir. Şam, Kudüs, Mekke, Medine,
de Seyyid Mîr Hamza Nigârî (ö.1888)’dir. Nîgârî, Konya, Harput, Merzifon, Erzurum, Kars, Ağrı,
1805’te Karabağ’ın4 Perküşad kasabasında “Sey- Bitlis, Muş, İstanbul, Sivas ve Amasya gibi bir-
yid” bir âilenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş5 ve çok yerleşim merkezlerinde ikâmet eden Nigârî,
dokuz yaşındayken aşk ile tanışmıştır. Onun aşk birçok insanın yetişmesine de vesîle olmuştur.
ile tanışması şöyle olmuştur: Rüyâsında Karabağ Tespit edilebilen halîfeleri şu kimselerdir: Ri-
Hanedânı’ndan “Nigâr Hanım” isimli birisini gö- zeli Hacı Tayyib Efendi, Dağıstanlı Hacı İsmail
rür ve ona ilâhî bir aşk ile tutulur. On yıl sonra ilim Efendi, Karabağlı Hacı Maksut Çelebi, Kırampa-
için yola çıktığında konakladığı bir handa Nigâr lı Mustafa Efendi, Yesârîzâdelerden İstanbul-
Hanım ile karşılaşır ve Nigâr Hanım kendisine: lu Ahmed Hulûsî Efendi, Mir Hasan Efendi, To-
“Gördüğün rüyayı hatırlar mısın?”diye sorun- katlı Hacı Zekeriya Efendi, Maraşlı Gazi Osman
ca ikisi de ilâhî bir cezbeye kapılırlar. Daha son- Efendi, Hacı Mustafa Efendi, Hasankaleli Hacı
ra Nigâr Hanım, Hamza Nigârî’nin tahsil hayatını Mahmûd Efendi (Postlu Hoca), Azerbaycan-
devam ettirebilmesi için ona büyük yardımlarda lı Hacı Mahmut Efendi, Taşabadîzâde Mustafa
bulunur. Hamza Nigârî de o günden sonra şiir- Sabri Efendi, Erzurumlu Hacı Mustafa Efendi,
lerinde “Nigârî” mahlasını kullanır ve son dere- Keşfî ve Kâzım Paşa.10

43
Hamza Nigârî, ismini duyan herkesin gönlün- Ey aşk-ı şirîn kelâmı ahlâ
de aşkı çağrıştıran bir kişiliktir. O, hayatı boyun- Senden kamu güft ü gûy-ı zîbâ
ca aşk ile yaşamış, aşk ile nefes almış, aşk ile ge-
zip dolaşmış ve aşk ile vuslatı bulmuştur. Aşk, Ey aşk-ı lezîz-i hüsn-zâde
Nigârî için vazgeçilmezdir. Ona göre, aşkla yana- Senden kamu nesr ü nazm-ı hüsnâ
bilmek, onun ateşinde adam olabilmek tasavvu-
fun ana hedefidir. Aşk, kişinin ötelerin ötesine gi- Ey aşk-ı cihâna gulgule-endâz
debilmesi için gerekli olan yegâne etkendir.11 Bu Senden kamu hûy u hây şeydâ
nedenle, onun eserlerinin her sayfasında mutlaka
aşk ile ilgili bir ifadeye rastlanılması çok doğal- Ey aşk-ı şarâb-ı Hak-perestân
Senden çekilür sadâ-yı mînâ

Ey aşk-ı kilîd ü kufl-i esrâr


Senden açılur kamu mu’ammâ

Ey aşk-ı delîl ü pîr-i sâlik


Senden umulur visâl-i Mevlâ

Ey aşk-ı Nigârî da-dârın


Çık başına çak ayağı sevdâ15

Dipnot
1 Hayatı hakkında bkz; Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre, İnkılab Kitabevi, İstanbul
1992.
2 Hayatı hakkında bkz; Fatih Çınar, Millî Mücâdelenin ve İlk Meclisin Mâ-
nevî Mimârlarından Sivaslı Bir âlim: Mustafa Takî Efendi, CÜİFD, Sivas 2005,
s.169–204.
3 Tasavvufî sistem içerisinde irâde, muhabbet, hevâ, sakabe, tebettül, alaka, vüluğ,
kelef, şağaf, aşk, ülfet, garame, hullet, teyemmüm, valeh, tedellüh ve vela’ gibi
dır. Edebiyatımızda aşk şâirleri olarak kabul edi- kavramlar sâliki vuslata erdiren etkenler olarak sıralanmıştır. Süleyman Uludağ,
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Kabalcı Yayınları, İstanbul 2001, s.50, 230, 329; Ethem
len Fuzûlî, Yunus Emre, Molla Câmî, Hâfız Şirâzî Cebecioğlu, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, Anka Yayınları, İstanbul 2005,
s.65, 405-406, 608. Yahya b. Muâz ise: “Hardal tanesi kadar sevgi bana sevgisiz
ve Mevlânâ gibi isimler Nigârî üzerinde en fazla yetmiş yıl ibâdet etmekten daha sevimlidir” ifadesi ile sevginin/aşkın önemine
etkiye sahip olan kişilerdir.12 vurgu yapmıştır. Abdülkerim Kuşeyrî, Risâle, Tercüme: Hoca Sâdeddin Efendi,
Hazırlayan: Mehmet Günyüzlü,Yasin Yayınevi, İstanbul 2003, s.440.
4 Kurtuluş Altunbaş, Divân-ı Seyyid Nigârî, Cem Ofset, Samsun 2004, c.I, s.XI.
5 İbnülemin, Mahmut Kemâl İnâl, Son Asır Türk Şâirleri, Dergâh Yayınları, İstanbul
Eşini ve oğlu Siraceddin’i Karabağ’dan getir- 1988, c.III, s.1208.Yaşar Kalafat, Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları II,
terek Amasya’ya yerleşmiştir. Amasya’da şöhre- Ankara Tarihsiz, s.122.
6 Pervâne Bayram, Karabağlı Seyyid Mir Hamza Nigârî’nin Hayatı ve Eserleri, AMEA,
ti artınca kendisinden korkulmuş ve başka bir Nizâmî Adına Edebiyat Enstitüsü’nün Edebiyat Nazariyesi Şubesinin Edebî-Naz-
arî Mecmuası, Filologiya Meseleleri, Bakü 2001, s.156.
yere yerleşmesi istenmiştir. O da bunun üzerine 7 Nigârî’nin eserlerini şunlardır: Dîvân-ı Seyyid Nigârî(Türkçe), Farsça Divân,
Harput’a göçmüştür. 1886 yılında burada vefat Nigârnâme, Sâkinâme, Heşt-Behişt, Çaynâme, Menâkıb-ı Seyyid Nigârî, Tavzîhat
ve Eş’âr. Detaylı bilgi için bkz; Ali Kafkasyalı, İran-Türk Edebiyatı Antolojisi, Mîr
etmiştir. Cenazesi Amasya’ya getirilerek Şirvan- Hamza Nigârî Maddesi, Atatürk Üniversitesi Yayınları, Erzurum 2002, c.III, s.109;
Muzaffer Akkuş, Nigârî Divânı, Niğde Üniversitesi Yayınları, Niğde 2002, s.10.
lılar Camiî’nin yanına gömülmüştür. 8 İsmâil Şirvânî’nin hayatı, eserleri ve fikirleri için bkz; Fuat Sünger, İsmail Şirvânî
ve Tasavvufî Faaliyetleri, CÜSBE, Tezsiz Yüksek Lisans Dönem Projesi, Sivas 2007,
s.7–67.
Üstâdı İsmâil Şirvânî’nin Hamza Nigârî hak- 9 Erbaîn kavramı için bkz; Cebecioğlu, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü,
s.202–204.
kında: “Mir Hamza, aşkı ilâhî ile mahvi vücûd 10 Osman Fevzi Olcay, Amasya Ünlüleri, Haz. Turan Böcekçi, Amasya Belediyesi Kül-
etmiştir. Ânın mürşidi aşktır” ifâdesi13 ve İsken- tür Yayınları, Ankara 2002, s.46; Kadir Özköse, Erzurum’da Faaliyet Yürüten Hâlidî
Şeyhleri, Türk İslam Düşünce Tarihinde Erzurum Sempozyumu, 26–28 Haziran
der Pala Bey’in “Mîr Hamza Nigârî adı lügatte 2006, Erzurum, s.289–290.
11 Nigârî, Nigârnâme, Dersaadet, İstanbul 1306, s.25, 30, 45; Dîvân,Tiflîs, 1326, s.149,
bir kelime olsaydı, karşısında mutlaka “aşk” ya- 185; Sadi Ağa, Hamza Nigârî Efendi, s.169–170.
zıyor olurdu”14 tespitleri bu anlamda son derece 12 İskender Pala, Bir Hamza Nigârî Yaşamıştı, Kaşgar Edebiyat Seçkisi, Sayı:13 (2000),
s.78.
mânidâr ifadelerdir. İşte Nigârî’nin aşka bakışını 13 İbnülemîn, Son Asır, s.1210.
14 Pala, Bir Hamza Nigârî Yaşamıştı, KES, Sayı:13, s.77.
gösteren bir şiiri: 15 Hamza Nigârî, Dîvân-ı Seyyid Nigârî (Türkçe), Tiflis1326, s.2.

44 Ocak 2009